Filmler
1942 yılında, II. Dünya Savaşı’nın en kritik döneminde ABD, Nazi Almanyası’nın atom bombasını geliştirmesinden korkmaktadır. General Leslie Groves, teorik fizik dehası J. Robert Oppenheimer’ı Manhattan Projesi’nin bilimsel direktörü olarak atar. Oppenheimer, Los Alamos çölünde (New Mexico) gizli bir laboratuvar kurar ve aralarında Enrico Fermi, Richard Feynman, Edward Teller gibi efsanevi fizikçilerin de bulunduğu bir bilim insanı ordusunu bir araya getirir.
Amaç, tarihin ilk atom bombasını yapmaktır.
Film, bu süreçte Oppenheimer’ın hem bilimsel dehasını hem de içindeki ahlaki çatışmaları gözler önüne serer. 16 Temmuz 1945’te “Trinity” adı verilen ilk nükleer deneme başarılı olur. Ancak kısa süre sonra Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalar yüz binlerce sivilin ölümüne yol açar.
Savaş bittikten sonra Oppenheimer, yarattığı silahın korkunç sonuçlarıyla yüzleşir. Soğuk Savaş döneminde komünist sempatizanı olduğu iddialarıyla hedef alınır. 1954 yılında düzenlenen tartışmalı bir güvenlik soruşturması sonucunda gizli bilgilere erişim yetkisi elinden alınır ve itibarı zedelenir.
Christopher Nolan’ın yönettiği film, Oppenheimer’ın hayatını üç farklı zaman diliminde ve renk skalasında anlatır:
Kısaca: Bir dahinin, insanlık tarihinin en yıkıcı silahını icat ederken yaşadığı zafer, pişmanlık, vicdan azabı ve siyasi linç hikâyesidir.
1942-1945 arası Manhattan Projesi'nin bilimsel direktörü.
Los Alamos'ta tarihin ilk atom bombasını geliştiren ekibi yönetti.
“Trinity” denemesi sonrası ünlü sözü: “Now (Bhagavad Gita'dan alıntı).
Kitabı: American Prometheus (film bu kitaptan uyarlandı).
2023 yapımı Christopher Nolan filminde Oppenheimer'ı canlandırdı.
Karakterin dehasını, vicdan azabını ve iç çatışmasını muazzam yansıttı.
Rolü için aşırı kilo verdi, sigara içmeyi öğrendi ve fizik dersleri aldı.
Bu performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandı (2024).
Alman asıllı Amerikalı biyolog ve botanikçi.
1940’ta J. Robert Oppenheimer ile evlendi, iki çocukları oldu.
Daha önce Komünist Parti üyesiydi, alkol problemi yaşadı.
Los Alamos yıllarında kocasının en büyük duygusal desteğiydi ama aynı zamanda depresyon ve öfke krizleriyle mücadele etti.
1972’de pankreas kanserinden öldü.
2023 yapımı Oppenheimer filminde Kitty’yi canlandırdı.
Sert, zeki, alkolik ve duygusal olarak kırılgan yönlerini çarpıcı şekilde yansıttı.
Özellikle 1954 güvenlik duruşmasındaki sahnesi unutulmazdır.
Bu performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı (2024).
ABD Ordusu mühendis generali.
1942-1947 arası Manhattan Projesi’nin askeri lideriydi.
Projeyi demir yumrukla yönetti, gizliliği ve hızı sağladı.
Oppenheimer’ı bilimsel direktör olarak bizzat seçti.
Savaş sonrası Pentagon’un inşasını da denetledi.
2023 yapımı Oppenheimer filminde Groves’u canlandırdı.
Sert, pragmatik, esprili ve biraz kaba generali mükemmel yansıttı.
Oppenheimer ile olan “zoraki ortaklık” sahneleri filmin en eğlenceli kısımlarından.
Rolü için 13-14 kilo aldı ve askeri tavrı çalıştı.
1896-1974 arası yaşamış Amerikalı iş adamı ve devlet adamı.
1953-1958 arası Atom Enerjisi Komisyonu (AEC) Başkanı.
Oppenheimer’ın güvenlik izninin iptal edilmesinde kilit rol oynadı.
1954’teki gizli duruşmayı bizzat organize ettirdi.
1959’da Eisenhower tarafından Ticaret Bakanı olarak aday gösterildi ama Senato reddetti.
2023 yapımı Oppenheimer filminde Lewis Strauss’u canlandırdı.
Soğukkanlı, intikamcı ve hırslı politikacıyı muhteşem oynadı.
Siyah-beyaz sahnelerde filmin gizli anlatıcısı gibiydi.
Bu performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandı (2024) – kariyerinin ilk Oscar’ı!
1914-1944 arası yaşamış Amerikalı psikiyatrist ve gazeteci.
Stanford Tıp Fakültesi mezunu, çocuk psikiyatrisi uzmanı.
Komünist Parti üyesiydi, The Western Worker’da yazılar yazdı.
1936-1939 arası Oppenheimer ile tutkulu ve fırtınalı bir ilişki yaşadı.
1944’te evinde ölü bulundu – resmi olarak intihar (barbitürat + kloral hidrat), ancak şüpheli ölüm teorileri hâlâ tartışılır.
2023 yapımı Oppenheimer filminde Jean Tatlock’u canlandırdı.
Zeki, asi, duygusal olarak karmaşık ve trajik karakteri unutulmaz şekilde oynadı.
Özellikle yatak odası ve psikiyatri ofisi sahneleri büyük ses getirdi.
Rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar ve BAFTA adaylıkları aldı.
1879-1955 arası yaşamış, 20. yüzyılın en büyük bilim insanı.
Görelilik teorisi (E=mc²) ile modern fiziği değiştirdi.
1933’te Nazi Almanyası’ndan kaçıp ABD’ye sığındı, Princeton’da çalıştı.
Manhattan Projesi’ne dolaylı destek verdi ama atom bombasının kullanımına şiddetle karşı çıktı.
Oppenheimer ile dosttu; Los Alamos’a hiç gitmedi.
2023 yapımı Oppenheimer filminde Einstein’ı canlandırdı.
Bilge, yumuşak başlı, ağır ağır konuşan ve vicdanlı yaşlı fizikçiyi mükemmel yansıttı.
Özellikle göl kenarı sahneleri ve “Bizim yarattığımız canavar” repliği unutulmazdır.
81 yaşındaki İskoç aktör, makyajsız neredeyse bire bir Einstein’a benziyordu!
J. Robert Oppenheimer (1904-1967), 20. yüzyılın en parlak fizikçilerinden biriydi. Harvard’ı 3 yılda bitirdi, Göttingen ve Leiden’de kuantum mekaniğinin kurucuları arasında yer aldı.
1942’de ABD, Almanların atom bombası yapmasından korkuyordu. General Leslie Groves, Manhattan Projesi’nin bilimsel lideri olarak Oppenheimer’ı seçti.
1942’de ABD, Almanların atom bombası yapmasından korkuyordu. General Leslie Groves, Manhattan Projesi’nin bilimsel lideri olarak Oppenheimer’ı seçti.
Oppenheimer, New Mexico çölünde Los Alamos adlı gizli bir laboratuvar kurdu ve 1945’e kadar 130.000 kişi çalıştırdı.
16 Temmuz 1945 sabahı, dünyanın ilk atom bombası “Trinity” denemesi yapıldı. Patlama o kadar güçlüydü ki Oppenheimer, Hindu kutsal kitabı Bhagavad Gita’dan şu cümleyi hatırladı: “Şimdi ben Ölüm oldum, dünyaların yok edicisi.”
6 Ağustos 1945 – Hiroşima
9 Ağustos 1945 – Nagasaki
Toplamda 200.000’den fazla insan öldü.
Savaş bittikten sonra Oppenheimer vicdan azabı çekti ve nükleer silahların kontrol altına alınmasını savundu. 1954’te Soğuk Savaş paranoyası sırasında “komünist sempatizanı” diye suçlandı, güvenlik izni elinden alındı ve itibarı zedelendi.
1963’te Başkan Kennedy (ölümünden sonra Johnson tarafından verilen) Fermi Ödülü’yle kısmen aklanmış sayıldı.
1967’de, 62 yaşında gırtlak kanserinden öldü.
Christopher Nolan’ın 2023’te vizyona giren Oppenheimer filmi, Kai Bird ve Martin J. Sherwin’in Pulitzer ödüllü kitabı American Prometheus’a dayanıyor. Film genel olarak tarihi gerçeklere %90’ın üzerinde sadık kalsa da Nolan’ın alışık olduğumuz zaman çizgisi oyunları, dramatik yoğunlaştırma ve bazı sanatsal yorumlar mevcut. İşte en önemli noktalarla karşılaştırma:
Gerçek: Oppenheimer bombalamaları radyodan öğrendi, kutlama yapan bilim insanlarına katılmadı ama ayak sesleri ezme halüsinasyonu yaşamadı.
Film: Oppenheimer’ın konuşma yaptığı salonda Japonların derilerinin döküldüğü, ayak seslerinin ezdiği halüsinasyonlar eklendi. → Tamamen Nolan’ın sanatsal yorumu, vicdan azabını görselleştirmek için.
Gerçek: Resmi rapor intihar (küvette boğulma), bazı komplo teorileri var ama Oppenheimer’ın parmağı yok.
Film: Sorgu sahnesinde Oppenheimer’ın elini küvete sokup Tatlock’u boğduğu kısa bir halüsinasyon var. → %100 kurgu, seyirciyi şaşırtmak için.
Gerçek: Olaylar düz bir çizgide değil ama Nolan'ın yaptığı kadar karmaşık da değil.
Film: Renkli sahneler (öznel – Oppenheimer’ın bakış açısı), siyah-beyaz sahneler (nesnel – Strauss’ın bakış açısı). Tarihî doğruluk etkilemiyor ama anlatımı inanılmaz zenginleştiriyor.
Birkaç bilim insanı ve politikacı tek bir karaktere indirgenmiş veya isimleri değiştirilmiş (örneğin William Borden’ın mektubu gerçek ama filmde biraz farklı sunuluyor).
Kitty Oppenheimer’ın alkol sorunu ve depresyonu doğru. Çocuklarıyla ilişkisi biraz daha sert gösterilmiş.
Gerçek: 1963’te Fermi Ödülü aldı, 2022’de Biden yönetimi 1954 kararını resmen iptal etti.
Film: 2022 kararı dahil edilmedi (film 2023’te çıktı ama çekimler bittiği için yok).
Oppenheimer, tarihi biyografilerin sinemada yapılabilecek en iyi örneklerinden biri. Bilimsel detaylar (kuantum fiziği tartışmaları bile), politik atmosfer ve özellikle 1954 duruşması olağanüstü doğru. Nolan’ın eklediği halüsinasyonlar ve dramatik sahneler tarihi değiştirmiyor; sadece Oppenheimer’ın iç dünyasını görselleştiriyor.
2023’ün en iyi filmi değil, son 20 yılın en iyi filmlerinden biri – 9 güçlü sebep:
1. Tarih dersi gibi ama sıkmıyor, nefesinizi kesiyor
3 saat boyunca tek bir patlama sahnesi yok ama Trinity denemesi sahnesinde koltuğunuzda titriyorsunuz. Nolan atom bombasının icadını bir gerilim filmi gibi anlatıyor.
2. Cillian Murphy hayatının rolünü oynuyor
Oppenheimer’ı öyle bir canlandırıyor ki, gözlerindeki “dahi ama lanetli” bakışını unutmanız imkânsız. Oscar’ı sonuna kadar hak etti. “I am become Death” repliğini duyduğunuz an tüyleriniz diken diken oluyor.
3. Ses tasarımı ve müzik Oscar’ı silip süpürdü (ve haklıydı)
Ludwig Göransson’ın müziği + Trinity patlamasındaki 20 saniyelik sessizlik… Sinemada izlemediyseniz yarısını kaçırmışsınız demektir.
4. İnanılmaz bir oyuncu kadrosu var
Robert Downey Jr. (en iyi performansını geri döndü), Matt Damon, Emily Blunt, Florence Pugh, Rami Malek, Kenneth Branagh, Gary Oldman, Casey Affleck… Her 10 dakikada bir “Aaa bu da mı varmış!” dedirtiyor.
5. Asıl konu: Kahraman ilan edilip sonra “tehlikeli” diye damgalanmak
1954 McCarthy dönemi cadı avı sahneleri bugünün politik iklimini de tokat gibi çarpıyor yüzünüze.
6. Nolan sonunda diyalog ağırlıklı bir film yaptı ve döktürmüş
Tenet’teki “anlaşılmayan” Nolan gitti, yerine her kelimesi altın değerinde bir Nolan geldi. 3 saat su gibi akıyor.
7. Bilimsel detaylar doğru, ama herkes anlayabiliyor
Kuantum fiziği, zincir reaksiyonu, Trinity denemesi… Fizikçiler bile “Evet böyle oldu” diyor. Ama lise öğrencisi de sıkılmadan izliyor.
8. Vicdan azabını iliklerinize kadar hissettiriyor
Hiroşima ve Nagasaki sahneleri gösterilmiyor ama Oppenheimer’ın yüzündeki o ifade, 200.000 insanın ölümünü hayal ettiriyor.
9. 13 Oscar adaylığı boşuna değil
En İyi Film, Yönetmen, Erkek Oyuncu, Yardımcı Erkek Oyuncu, Senaryo, Görüntü Yönetimi, Kurgu, Ses… Toplam 7 Oscar aldı ve hepsini hak etti.
İzlemelisiniz, çünkü bazı filmler izlenmez… yaşanır. Oppenheimer da onlardan biri. Atomik bir başyapıt.

Donnie Brasco, 1997 yapımı bir suç draması filmi olarak sinema tarihine damga vurmuş bir başyapıt. Mike Newell'ın yönettiği bu film, gerçek bir hikayeden uyarlanmış ve Al Pacino ile Johnny Depp gibi yıldız oyuncuların muhteşem performanslarıyla unutulmaz hale gelmiş.

Schindler's List, 1993 yapımı bir başyapıt olarak sinema tarihine altın harflerle yazılmış bir film. Steven Spielberg'ün yönettiği bu siyah-beyaz dram, gerçek bir hikayeden uyarlanmış ve Holokost'un acımasız gerçekliğini gözler önüne seriyor.

Kore’nin karanlık gecesinde ay ışığı gibi parlayan bir sevgi... Bir Türk askeriyle yetim bir Koreli kızın, savaşın ortasında filizlenen, 60 yıl sonra yeniden açan mucizevi baba-kız hikâyesi. Gerçek bir destan. Gerçek gözyaşları.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı inceleyin.